content top

Odyofili’ye Giriş, Amfi Güç Kablosu Değişimi

Bir ses sisteminde görsel tatmin, işitsel tatmin kadar yer tutmasa da; sizler de hak verirsiniz ki insanın yüzünü gülümsetebilecek bir güce sahiptir. Ben de ses sistemimin en güçlü halkasındaki göze çarpan bir zayıflık göstergesi olan elektrik kablosunu değiştirmeyi aylar öncesinden kafama koymuştum bile. Fakat elektrik kablolarının fiyatından ötürü bir türlü cesaret edemiyordum. TTAF firmasının çok güzel bir kampanyası gözüme çarpar çarpmaz benim de kalbim hızlı atmaya başladı. Tabiki ölümüne fark yaratacak bir değişiklik olmayacaktı ama görünüş olarak çok güzel bir değişiklik olacaktı.

Bü güzelliği 70TL gibi bir rakama elde edebiliyorduk. Tavsiye ederim, eğer ki PC Overclock işi ile ilgiliyseniz bilgisayarınızı uçuracaktır bu kablo. Tabi priziniz ve uzatmanız da iyiyse. Haliyle sisteminiz tüm gücünü bu kablo üzerinden çeker. Ne kadar rahat çekerse o kadar iyi olur. Tabi ses sisteminde çok daha fazla parametre olduğu için işitsel etkileri daha farklı oluyor. Öncelikle ince kablo gibi etrafa manyetik alan yayma miktarı daha az olduğu için, hoparlör kabloları ve interconnect gibi içinden analog sinyal geçen kabloları daha az etkileyerek dip gürültüsü faktörü azalıyor. Ayrıca amfi daha rahat güç çekebildiği için daha performanslı çalışıyor. Tabi bu etkiyi eğer varsa duyabilmem zaman alacaktır ama önceki halinden kesinlikle daha iyi olacağına eminim.

Amfim olan Pioneer A-757′nin şu orjinal güç kablosu gördüğünüz üzere topraksız idi. Aldığım kablo ise topraklıydı, sistem topraksız olduğu için toprak hattını kullanmayacaktım. Öncelikle amfiyi söküp nereden bağlantığını bulmam gerekiyordu. Üst kapağı sökünce içeride bu kabloya dair herhangi bir iz bulamadım, neyse ki alt kısım ayrı sökülebiliyordu ve şanslıydım ki kablonun güç ünitesine bağlandığı yer kolay ulaşılabilirdi. Sisteme bir konnektör priz alıp yerleştirmeyecektim. Doğrudan güç ünitesine lehimleyecektim. Firmadan -nasıl bir etkisi olacağını bilmeden- bir de gümüş katkılı lehim teli sipariş ettim metresi 1TL’ye. Sonra sıra kabloyu sökmekteydi.

70TL’lik bir kabloya göre kalitesi eğey şaşırtıcıydı. Zaten kampanya ürünü olduğunu söylemişlerdi, sanırım asıl fiyatı bu değil.

Kırmızı yuvarlak içerisindeki lehimlenmiş kısmı söküp diğer kabloyu bağlamak gibi kolay bir işlem vardı sadece sırada. Şansıma kalın olan yeni kablo amfinin güç kablosu değilinden ucu ucuna geçebildi.

Fazlalık olan toprak hattı kablosunu üzerine elektrik bandı ile bantladım ve kabloların ucunda görünen adını bilmediğim metal kısımları kestim daha kolay lehimleyebilmek için.

Ve gümüş lehim teli ile lehimledim.

Artık bundan sonrası kablonun çıktığı yeri güzel gösterebilmekteydi. Çünkü şasiden direkt çıkmış bir kablo pabuçsuz pek hoş görünmemekteydi. Ama o an aklıma gelen pratik çözüm sayesinde içime sinen bir değişiklik yapabilmiş oldum.

Kullanmayacağım için söktüğüm kablonun dişi uçlu konnektörünü (elbet bir adı vardır ama bilmiyorum) söküp kabloya geçirdim ve sanki oraya sakılmış gibi sabitledim.

Artık amfimin arkası bu şekilde görünmekte.

Devamι...

Kendi Gitarımı Topluyorum (Mutlu Son) Project AbBass

Evet, Project AbBass bitti, çok da güzel oldu.

Luthier Ekrem ÖZKARPAT‘ın parçalara dokunuşunu yapmasıyla AbBass No:2 can buldu. Evet No:1 nerede diye soracak olursanız şu an perdeleri sökülmekte olan eski gitarım olmakta. Ekrem ÖZKARPAT’a gitarımın parçalarını bıraktığımda kendisi çok güzel bir saz yarattı ve işçiliğe, detaylara hayran kaldım. Özellikle tuşe muhteşemdi, bundan sonra klavye tesfiyesi konusunda bende tek isimdir.  Zaten kendisini anlatmaya hiç gerek yok sanıyorum ki.

Ama ne yalan söyleyeyim öncesinde biraz çekindim yanına giderken, acaba kabul eder mi benim gitarımı toplamayı diye. Mütevaziliğini ve iletişimini görünce gerçekten mutlu etti bu beni.

 

Gitara gelince…

Gitar şu an tam bir sustain pornosu durumunda. Strings thoughs body ve Badass III köprü işini çok fazla yapmakta. Teller biraz oturunca düzeleceğini düşünmekteyim. Çünkü üzerinde DR Lo-Rider yeni takım var.

Öncelikle dünyanın en zor kararlarından biris olan renk konusu orada da bir sorun teşkil etti. Öncesinde kendim gomalak cila yapmayı düşünmekteydim fakat sonra orada doğal ve mat bir cila yapmaya karar verdik. Bu bir gitar ve ağaçtan yapılıyor, bir saz gibi bir müzik aleti gibi olmalı diye düşünüp tonlama yapmakta karar kıldık. Ben böyle beklemiyordum, boyayı vurunca ash gövdeye birden damarlar çıktı ortaya. Ben bu kadar güzel görünebileceğini hiç tahmin etmiyordum.

Sonrasında ise İngiltere’de bulunan eBay‘de bulduğum su bazlı marka yapıştırması yapan biryerde yazdırttığım markayı yapıştırdık.

Sonrasında ise Ekrem Özkarpat tarafından telefonla arandım. Gitar bitti diye. Dayanamadım telefonda sordum nasıl olduğunu. İyi oldu dedi, ben iş yerinden çıkıp atölyeye nasıl gittim bilmiyorum. Çıkan sonuç ise mükemmeldi, dokusunun hiç o kadar yumuşak ve güzel olacağını düşünmüyordum gövdenin. Şimdi durup durup gitar seviyorum.

Tonları şu an çok parlak, Lo-Rider tel yüzünden sanıyorum ki. Gitar çok atak oldu, biraz beklemem ve çalmam gerekiyor.

Not: Fotoğraftaki kişi ben değilim :)

 

Devamι...

Odyofili’ye Giriş, Hoparlörler için İğne-Ayak (Speaker Spike)

Bu merak ile (hobi demek biraz acımasızca olur, bu kadar pahalı hobi :) ) ilgilenenler neredeyse tüm fotoğraflarda görmüştür, hoparlörlerin veya diğer cihazların altında uçları sivri ayaklar bulunmaktadır. Bunun tabiki sebebi sadece güzel görünmesi değil. Titreşimi bulunduğu zemine vermemesi temeline bağlı olarak birçok nedeni var.

Benim ise altında granit ve onun altında da anti rezonans malzeme sonrasında hoparlörlerin basları daha net vermesi konusunda düşüncelerim vardı. Yani bu geliştirmeler(tweak) yetmemişti  ve sıra iğne ayakları(speaker spike) takmaya gelmişti.

Sistemin bu halinde, granite bir şeyler çalarken dokunduğumuzda titreşimler hissediliyordu, ama parkede hissedilmiyordu, yani yere verilen bir titreşim yoktu. Ama granite verilen bir titreşim olduğu açıktı. Sıra benim hoparlörlerim olan DynaVoice Dynamite 10′ların ayak ölçüsü olan metrik 8 (M8) spike bulmaktaydı. ebay.com da baya zorlandım, ebay.co.uk de 2 tane vardı, M8 çok kullanılan bir ölçü değildi. Yardımıma Memduh Bey yetişmişti, kendisi bu tarz şeyler de üretebiliyordu. Ve bu sabah parçalar elime ulaştı.

Hoparlör başına 4 ayak ve ayakların altına da pabuçlar konacaktı. Granit üzerinde sadece iğne ayaklar kullanılırsa tizlerin çok dikleştiği uyarısı geldi stereomecmuasi.com forumu sakinlerinden. Bu pabuçlar da spikelar gibi metaldendi ve altına titreşimleri üzerinde durduğu granitlere vermeyecek bir şeyler konması gerekiyordu. Bazı satılan modellerde altta kauçuk kısımlar var ama bendekilere kendim bir şeyler uydurmam gerekiyordu. Ben de şimdilik idare etsin diye kaymaz yapıştırılabilen malzemeleri keserek yapıştırdım.

Tabi bir gelişi güzel oldu ama idare ediyor şu an. Kauçuk bir malzeme bulduğumda tam yuvarlak kesip koyacağım altına.

Şimdi sırada spikeları hoparlöre takması var, nazikçe cihazları yere yatırdıktan sonra arka ayakları kısa olmak üzere taktım. Böylece ses yere daha az çarpacaktı, tam olarak insan yüzüne doğru gelecekti. Ama aslında daha güzel göründüğü için öyle yaptığımı itiraf etmeliyim.

Tekrar belirtmekte fayda var, hazır M8 ölçüsünde vida yuvaları bulunmaktaydı, genelde bulunur ama bulunmayan hoparlörler için yuva da satılmakta. Sıra hoparlörleri tekrar ayağa kaldırmakta ve altına pabuçları koymakta. Tabi daha öncesinden genelde referans olarak kullandığım ve iyi bildiğim bir şarkıyı son kez dinlemiştim. Daha sonra değişikliği hissetmekte zorlanabilirdim çünkü hemen 5 dakikalık iş değil takıp çıkarması. Aynı yükseklikte olmaları için ayar yapmak gerekiyor.

Dışında boya olmayan ayaklar biraz farklı durdu ama basit bir boyama işlemi ile bu giderilebilir. Tabi bunun için tekrar sök tak işlemi yapmak gerekecek, daha sonraki düşündüğüm güzelleştirme ve tweak’e kadar bunu yapmayacağıma eminim.

Sıra dinlemeye gelmişti ve yerime kurulup aynı şarkıyı tekrar açtım. Şarkı tizlerle telli çalgılarla başlıyordu ve tizlerde çok belirgin bir değişme vardı. Daha daha belirginleşmiş ve netleşmişti tizler. Aynı şekilde midler de birazcık dikleşmişti. Sevmiştim ama baslarda malesef bir değişme olmadı. Tabi böyle değişmelerde sanıyorum ki birden olmuyor her şey, biraz süre geçmesi lazım. Granit’e dokunduğumda ise artık titreşim hissetmediğimi farketmiştim. Duymaktan ziyade titreşimini başka bir maddeye vermeden gücünü daha çok koruyup enerjisini eskiye göre daha çok sese dönüştürdüğünü biraz daha bilmek de bu iyileştirmeden alnımın akı ile beni çıkarmıştı.

Bu aynı zamanda düşük ses seviyelerinde(özellikle akşamları ve geceleri komşuları rahatsız etmemek için) yegane amacım olan her şeyi net duyabilmeye beni biraz daha yaklaştırdı.

Devamι...

Odyofili’ye Giriş, Kulaklık Modifiyesi (HD 414 Grado SR80i Reverse Mod)

Çok sevdiğim kulaklığım Samson SR850′nin bir arkadaşım tarafından ele geçirilmesinden sonra bir üst seviyeye terfi etmeye karar verdim ve kendime bir Grado aldım. Bir Grado aldım çünkü bir Grado’nuzun olması güzel bir his tavsiye ederim. Çok şaşırtıcı her şeyi ile. Özellikle kutusu :) El yapımı olduğunu okudum bir yerde hala. Pişmaniye kutusu gibi bir kutuda geldi çünkü. (Kutunun seksi fotoğrafları için tıklayınız) Üzerinde bir stickerda modeli yazıyordu sadece. Kulaklık ise muhteşem. Tam bir fiyat performans kulaklığı. 99$’lık bir kulaklıktan beklenmeyecek şeyler veriyor. Az yoruyor, dengeli. Neyse konumuz kulaklık değil, kulaklığa yapılan modifiye. İnternette yığınla konusu olan HD414 pad modifiyesi. Saolsun Stereomecmuasi.com forumlarında söylediler ve araştırıp hemen yapmaya karar verdim, çünkü herkes yapmış. Benim hiç şikayetim yoktu zira.

Kulaklığın kendi padleri kapalı, burada amaç aradaki süngeri kesip sesin hiç bir engelle karşılaşmadan kulağa gelmesini sağlamak ve aynı zamanda Quarter Mod denen bir modifiyeyi yapmak. Sesin daha geniş çaplı bir kanaldan girip daha dar çaplı bir kanaldan çıkmasını sağlayarak sesin sahnesinde değişiklikler yaratmak.

Öncelikle Sennheiser HD414 padlerini edinmekle işe başladım. Taksim Gümüşsuyu’ndaki Sennheiser teknik servisinde varmış, 11TL ye aldım, ama sonuncusuydu. Sonra getirteceklerini söylediler.  Güzel bir yerdi baya, sadece teknik servis değil, ofisleri de orada.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu sarı süngerler Grado SR80i’nin orjinal süngerlerinden çok az daha sert bir dokuya sahipler. Reverse mod dediğimiz şey ise zaten var olan delikleri kullanıp asıl kulak tarafına delikler açıp o açtığımız delikleri kulaklığa takmak için kullanmak. İşte quarter mod olayı burada devreye giriyor, fotoğraflarda gördüğünüz gibi sarı padlerin orjinal deliklerinin olduğu kısmı gayet etli. Yani o boşluğu bir silindir olarak düşünürseniz arkaya küçük bir delik açtığınızda ve büyük bir yere taktığınızda o orjinal delik kısmının şekli konik bir hal alacak. Bunu son fotoğrafta göreceksiniz. Bu da sesin karakterini değiştirecek.

Devamι...

Odyofili’ye Giriş, Anti-Rezonans Malzemesi Yani Kauçuklar alındı…(Komşuları rahatsız etmemek, vs…)

Sonunda kafayı kırıp koca İstanbul’da Bauhaus’a gidebildim ve granitlerin altına koymayı düşündüğüm anti-rezonans malzemeleri aldım. Bunlar atık kauçukların tekrar birleştirilmesiyle yapılmış ucuz pis kokan şeyler. Ve çok ağır. Yani 4 tanesini aynı anda kucaklamadan tutamazsınız. Fiyatı ise 11.90TL. İşlevi ise çok büyük. Titreyip ses yapan her şeyin altına koyabilirsiniz. Çamaşır makinesinin altına koydum, değişim inanılmaz. Zaten boyutları 60cm X 60cm. Tam makine için. Ve sıkma yaparken dellenip sağı solu dağıtması

sesi kesildi aletin, alt komşuyu da rahatsız etmiyordur artık.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Neyse, arabasız gidemeyeceğiniz Bauhaus denen yerden 35TL taksi parası vererek eve döndükten sonra gelelim kesme ve yerleştirme işlerine. Çok rahat farkettiğim bir sorun olarak hoparlörler altlarında granit bile olsa laminant parkeye gürültü/titreşim vermesi olayı bakalım nasıl etkilenecekti. Bu neden önemliydi;

  • Yere titreşim verdiği an bu alt komşuya gidiyordu
  • Yere verdiği titreşim aynı zamanda kaybettiği titreşimdir, yani güç kaybediyordu
  • Yere verdiği titreşim ile amfiyi ve cd çaları da titreterek gürültü oluşmasına sebebiyet veriyordu
Çok kolay kesilen bir malzeme olan bu kauçukları kesip granitlerin altına yerleştirdim.
Güzel bir ses sistemine doğru adım adım giderken bir engeli de aşmış bulunduk. İlk fotoğrafta da görebileceğiniz gibi oynamalar yapmak ve sesin nasıl davrandığını öğrenebilmek için iki tane de yalıtım malzemesi aldım. Onlar biraz pahalı, tanesi 16TL. Evdeki çeşitli yerlere koyarak seste değişim yaratabiliyor muyum denemek için aldım açıkçası. Ama daha deneme fırsatı bulamadım malesef, öylece durmaktalar.
Görünüşü bu şekilde. Kokusu da bir süre sonra kayboluyor.
Sistemin son hali aşağıdaki şekildeki gibi oldu. Hoparlöre giden kabloların yere temas etmemesi gibi bilinen bir iyileştirmeyi de uygulamaya çalıştım. Tabi bendeki hoparlörler bu değişikliği farkettirecek kadar hassas değil ama yine de havada durması hoş bir hava katıyor. Ben amfinin altına soktum fazlalıkları. Hiç olmazsa ortamdaki sesten titreyen parke üzerinde durmuyor.
Anlayabildiğim tek değişim ise hoparlör yakınlarında iken ayaklarımla hissettiğim titreşim kayboldu. Ama sesteki değişimi deneyebilmem için kısa zamanda alttaki kauçukları çıkarıp dinleme yapmak gerekiyordu, bu ağırlıktaki kolonlar ve granitler ile bu denemeleri yapmak istemedim. Bileklerimde tendinit denen bir bela baş gösterdi çünkü.
Hoparlörlerin konumları ve yaptığım değişiklerle ilgili yorumlarınız olursa lütfen belirtmekten çekinmeyin, salonun konumunu anlatan diğer fotoğrafları da ekledim.

 

 

 

 

 

Devamι...

B.S Adıyaman Samsun Plug Deneme Tütünü Geldi

Arkadaşlar merhaba,

Üyesi bulunduğum Türkiye Pipo Kulübü Forumlarından Sn. Birol Salman’ın hobi amacı ile harmanlayıp içilebilir hale getirdiği ve deneme için gönderdiği tütün geldi. Öncelikle buradan da kendisine teşekkür etmek istiyorum.

Hemen bir fotoğraf ile başlamak istiyorum yorumlarıma;

 

Tütün blok halinde geldi, yani düzgün düzgün ince halde kesersek flake halinde içebileceğiz. %70 Adıyaman, %20 Samsun ve %10 Latakya tütünlerinden oluşmakta. Kargo gelir gelmez daha poşeti açmadan latakya kokusundan tanıdım zaten :)

Kül rengi beyaz, içimi daha nemli olduğu için yavaş ve zor oldu haliyle. Biraz sert bir tütün. 1 hafta içtikten sonra detaylı yorumları ekleyeceğim.

Devamι...

B.S. Anatolia No:001 (Pipo Yapıyorum)

ADIM 1

Arkadaşlar Merhaba, İzmir’deyken giriştiğim pipo yapma işini burada anlatacağım adım adım ne kadar zor olduğunu anlatacağım :) Bittikten sonra ellerim hamlamıştı. Yukarıda fotoğrafı bulunan briar bloğunu Pipomarket ten ağızlığı ile birlikte aldım. Tabi içini göremediğiniz için tamamen şansınıza kalıyor, içinde boşluk veya başka bir özür var mı belli olmuyor. Zaten bu da fiyat belirleyen bir unsur son ürünü satarken.

Devamι...
Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234
content top