TRON: Legacy Filminin Bize Öğrettikleri

Ekonomik olarak rahata erdiğimiz dönemlerde olduğu gibi insanlık olarak, bu aralar da bazı şeyler çok çıkmaya başladı. En basitinden örnek vermek gerekirse ekmeğin karne ile alındığı zamanlar masadaki kırıntılar yemek bittikten sonra toplanıp saklanırken; şimdi ekmeğin kenarları kesiliyor veya içi çıkarılıyor, ve malesef çöpe atılıyor.

Konunun Tron ile ilgisi de şu şekildedir. Sinema sektöründe, özellikle Türk Sineması sektöründe bir sürü film çıkmakta şu aralar. Bir çoğu ticari film diye nitelendirdiğimiz filmler. Bu filmlerden çok bir şey beklenmiyor, belli bir miktar getirisi var ve çok şükür karın doyuruyor ki devamlı çekiliyor bu kalitesiz filmler. Hatta 3D furyası iyice yaygınlaştıktan sonra devam filmleri, yeniden çekimler gelmeye başladı. Şu şüphesiz ki, film 3D diye daha kötü ve özensiz olabiliyor. Çünkü 3D çoğu şeyi tolere edebiliyor. Malesef konuyu bile. Artık sinema sanatı gittikçe görselliğe doğru kaymaya başladı. Ses tarafında çok ilerleme olamıyor tabi.

Tron’un öğrettikleri ise şu oldu. Bu kadar deyim yerindeyse çöp film veya bir kaç kaliteli film arasında gözüme batan ise izleyicilerin yorumlarının da çöpleşmeye başlaması oldu. İyi filmlere, ticari film muamelesi yapmak ile ticari filmlerden çok şey beklemek karıştı gitti. Tron ise asıl izleyicisi ile normal sinema seyircisi arasında uçurumlar olan bir film olduğu için bu farkı belli etti. En çok yorumunu bulabileceğimiz Ekşi Sözlük sayfasına bakacak olursak; kötü olmuş yorumlarının arasında süper olmuş yorumlarını keskin çizgilerle ayırt edilecek şekilde görebiliyoruz. Yani Tron’u bilenler, eskinden beri hayranı olanlar, eski filmden kareleri bilenler ve yeni filmde tekrar yapılmış hallerini görenler filmden tüm beklediklerini alıp memnun olarak ayrıldılar. Konuya vakıf olmayanlar ise 3D sahnelerin az oluşu, senaryo ve oyunculuklara takıldılar.

Yani artık benim takıldığım ve bu aralar hastalık olan; bir filmin iyiliğini veya kötülüğünü çoğunluk sesini duyurabilen insanların beklentilerinin belirlediğini biraz olsun görmüş olduk.

Son olarak eklemek istediğim ise, Soundtrack diye çıkan Score CD’si müzikleri hep kısa kalmış olup, tam anlamıyla gerçekten doyurmamaktadır, Score oluşundan mütevellit, bu sahneler de kısa kalmıştır. Keşke görsel şölenler biraz daha uzun sürseydi ve Daft Punk biraz daha uzun parçalarla yer alsaydı.

Yorumlar

comments

Dederuhi Yazar

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.